“Kadınların ‘kendi’ çocuklarının olmasını istemelerinin pek çok sebeplerinden biri, kendi bedenlerinin yaratıcılığını ve üretkenliğini, doğanın içine nüfuz etmiş canlı gücünü kendi bedenlerinde deneyimleme arzusudur.Sadece bu yaratıcı sürecin ürünü olan çocuğu değil sürecin kendisini de arzularlar.Çok eskiden beri kadınlar, hamilelik ve doğumla yaratıcı şekillerde başa çıkmışlardır.Fakat bu yaratıcı süreç, bu doğal güç, tamamen onların kontrolünde değil belli bir ölçüde ‘vahşi'dir ve bence bu özlemin kökleri tam da burada yatmaktadır.Çünkü bir çocuğu yaratmak bir otomobil ya da başka bir makina inşa etmekten oldukça farklıdır.Kadının aklında çocuğu yaparken kullanacağı bir plan ya da proje yoktur.Bu konuda fantazileri, dilekleri olabilir ama doğa ile işbirliği içinde kendi vücudunda oluşan çocuk onun iradesiyle belirlenmez.Sonuçta ne süreç ne 'ürün’ onun tasarrufundadır. Bence her çocuğun yeniliğini teşkil eden ve aranan tatmini sağlayan şey, tam da bu öngörülemezliktir.Çeşitliliğe, beklenmeyene, yaşamı ve canlıları oluşturan çok sayıdaki yeni olasılıklara yönelik arzuyu doyurur. Çocuklarda hayran olduğumuz şey yenilik, kendiliğindenlik,sürprizdir.Yeniye, doğala, kendiliğinden olana yönelik arayış, kendi bedeninden bir çocuk doğurma arzusunda güçlü bir şekilde ifade bulur.”
Günümüz insanın mutluluğu ‘eğlenmek'tir. İnsan kendisine eşyalar, resimler, yiyecek, içecek, sigara, insanlar, dergiler, kitaplar ve filmler alıp her şeyi ‘yutup’ tükettiği zaman mutludur